Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Keşif - Kerâmet / 185 danarak helâk ve husrân-ı ebedîye, dûçâr oluyorlar. Sâlikin haline göre “Kalk, uyu!".emri verildiği gibi, evli- yâullah da zamânı gelinceye kadar hizmet ve zahmetle emrederler. Nitekim: “Bizi bidayet halimizde gören sıddîk zanneder niha yet halimizde gören de zındık zanneder.” buyurulmuştur Bidâyet halinde “kalk” emri verilir. Nefis ile mücâ dele için geceleri kalkar, ibâdet ve tâatta bulunur. Nefis tezkiye oidu mu, “Nefsin senin bineğindir, ona rıfk ile muhamele etr hadîs-i şerifinde buyurulduğu veçhile “uyu” emri verilir. Bağdad'ta Müfessir Âlûsî’nin oğlu Nu’man Efen di, vaaz ederken: ’¿ı^i'Jjı^V “Gaybı Allah’tan başkası bilmez.’™ Âyeti celîlesiyle istidlâl ederek kerâmeti inkâr etmiş. Cemaat arasında bulunan ehl-i hal bir zât demiş ki: - Bu âyet-i celîle kerâmetin sübûtuna delildir. Çün kü El-gayb'da elif lâm yani harf-i târîf, istiğrak içindir. Mânâsı, gaybın küllisini ancak Allah teâlâ bilir. Lâkin, dilerse bazı cüz’iyyâtını kuluna bildirir, demektir. Zira kâidedir: “Sâlibe-i külliyye, mûcibe-i cüz’iyyeyi selb et mez." Bu kâideye göre âyet-i celîlede beyân edildiği veçhile: “Melekler de seni tenzih ederiz, senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok, dedi- 144. Nemi Sûresi / 65.

