Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Rabıta ve Lüzûmu / 175 Bu mânâya göre âyet-i kerîmeden murâd kalb, Cenâb-ı'Allah’a mahsûs tezellül için tâyin olunmuş bir noktadır. Kalbinizde bir başka şeye tâlib olmayıp ancak Allah teâlânın rızâsına tâlib olmalısınız, demektir. t Ahmed er-Rifâî buyurmuştur: y-Jl Sl j Jy Sl j i—UoJ Si Taleb etmeyiz, reddetmeyiz, saklamayız. Abdülkâdir Geylânî buyurmuştur: Size hediye gelen şeyi, Cenâb-ı Hakk’ın yediyle ihsân-ı İlâhî olduğuna îtikad ederek kabûl ediniz. Yoksa Zeyd’in, Amf’ın hediyesi olarak kabûl etmeyiniz. Bir insanın duâsının, istiğfarının müstecâb olduğu o kimsenin rûhunun incilâsı nisbetindedir. Yani, tezki- ye-i nefs ve tehzîb-i ahlâkı arttıkça duâsı da o nisbette müstecâb olur. Bazı kimseler görüyoruz ki, pek çok fenalıklar ya pıyor, kendilerini bir türlü fenalıktan kurtaramıyor. Hal buki, ehl-i tarîk böyle değildir. Her ne kadar ehl-i tarîkin bazılarında da bu hal bulunuyorsa da, bu, şerîata dik katsizlikleri, teslimiyet ve rabıtada zaafiyet ve kusûrları sebebiyledir. Zîra râbıtası kuvvetli olanlara şeytan yak- laşamaz. Râbıtası kuvvetli olan sâlikin kalbi zâkir ve uyanık demektir. Zâkir olan kalbe şeytan sokulamaz. Ay ışığının güneşten ahr/Bunda râbıta ile elde edilen istifâdeye müşabehet vardır. Gözlükle bir şeye

