Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Dinde Sebat / 19 Mün’im-i hakîkî olan Rezzâk-ı Hâhk teâlâ ve te- kaddes hazretlerini unutup isyan etmek âdeti olan kim selerden bazısı dîninde bir şek üzere ve bir yan üzere Allah’a ibâdet eder. Fakat ibâdetinde yakîn ve sebât ol maz. Hesabına gelmezse, dünyaca bir zarar görürse öbür tarafta dönmek kolay olsun diye kalbinden sıdk ile dînine sarılmaz; kenarında gezer içine girmez, işte bu gibi kimselere hayır, menfaat isâbet ederse kalbi mut main olur, bu hayrı dîninden bilir. Ve eğer bir fitne isâ bet ederse irtidad eder; dînini terk eder, küfür cihetine döner. Fahr-i Râzî, Kâdî ve Hâzinin beyânlarına naza ran bu âyet-i celîle Medine’ye hicret eden bir tâife hak kında nâzil olmuştur. Bâdiyeden Medine’ye gelip müs lüman olduklarında bazılarının karısı oğul, kısrağı da tay doğurup malı çoğalınca dîn-İ islâmı fâl-i hayr adde dip kalbi mutmain ve müsterih olarak Medine’de dîn-i İslâm üzere sebat edip kaldılar. Bunun aksine karısı kız doğurup kısrağı da yavrulamayan ve kendileri de hasta olup maişetleri daralanlar dîn-i islâmdan teşe’üm ettiler; yani biz müslüman olduğumuzdan işimiz rast gitmedi, dediler. Dîn-i islâmdan geri dönüp mürted ol dular. İşte Cenâb-ı Hakk -azze ve celle- dînine îtimad ve teslimiyeti olmayan kimselerin halini harbde askerlerin bir tarafında bulunup eğer askerde zafer ve galebe gö rürse harbe iştirak eden ve eğer inhizam görürse der hal firâr eden kimsenin haline teşbih eder. Binaenaleyh dînine İtimadı olmayan kimsenin hâli aynıyla askerin içine girmeyip kenarında bulunan kimsenin hali gibidir.

