Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
116 / Musahabe 6 na nazaran bu âyet-i celîle nâzil olunca Rasûlullâh - sallallahu aleyhi ve sellem-’in: - J > . - Gadabımızı.ne yaparız yâ.Rabbî, demesi.üzerine gâdab halinde şeytânın vesvese fitnesini izâle yolunu göstermek üzere şu âyet-i celîle nâzil olmuştur: ■ ^jU ^0-^1 Ajl ıjüb J*L«İJ jjj rjlU.±H r^A ¿L^jj &l j “Habîbim, eğer saha şeytandan bir vesvese ârız olursa o vesveseyi def etmek için Allah teâlâya iltica et! Zira Allah teâlâ senin dûânı işitici, halini bilicidir.’1 Binâenaleyh biz mü’minler şeytanın vesve sesine dûçâr olduğumuzda derhal Allah teâlâ'hazretle rine ilticâ ve ondan istiâze etmemiz vâciptir. Çünkü her ne kadar bu istiâze emri Râsûİüllah -saîlâilahu aleyhi ve sellem-’e ise de hakikatte bilumum tâlim ve terbiye için emirdir. / . Buhârî Şerhi’nde Abdullah ibn Abbâs der ki: Ne.cid eşrâfından ve müeilefej kulûbdan Uyeyne ibn. Hısn Medine’ye geldi.81 Yeğeni Hürr ibn Kays’a mi safir oldu. İbn Kays, Hazret- i Ömer’in yakınlarındandı. Meclisinde genç ihtiyar bir takım hâfızlar ve fukahâ da 81. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Necid eşrâfın- dan ve müellefe-i kulûbdan sert ve haşin tabiatlı bu kabîlenin:za- radarından İslâmî muhafaza için Kur’ân-ı Kerîm'in emri veçhile Beytu'l-Mâl’den 'bol hisse verirdi. İrtihal-i Nebevî'den sonra Haz- ret-i Ömer artık bu mütegallibelerin kalblerini telife lüzum görme dİ. İslâm dîni yüceldi ve parladı, diye bunların hissesini kesti de Uyeyne de bu muameleyi1 adaletsizliğe hami etmek istedi.

