Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
__________________________________________ Ahlâk / 239 Bu hadîs-i şerifin belâgatı huzurunda eğilmek lâ zımdır. Cenâb-ı Peygamber -sallallahu aleyhi ve sel- lem- bu hadîsinde insanlığın, müslümanlığın, askerliğin bütün rûhunu hulâsa buyurmuştur. Hamiyetsiz, fütüvvetsiz, merhametsiz zenginler hak kı ndaki eğlenceler ne kadar şiddetlidir. Altının, servet ve ihtişamın insanlara vereceği meziyet onlarla gösteri lecek hamiyetlere, fedâkârlıklara bağlıdır. Yoksa islâm- da bizâtihi zenginlik memnû değildir. Bilakis memduh- dur, makbuldür. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- bize va zifelerimizi takdir ve taltif beklemek için değil, mahza vazîfe olduğu için yapmamızı hasbî olmamızı ihsâs bu yuruyor. Vazifenin mukâbili mânevidir. Yoksa yapılan hizmetleri mübalağalarla ötekine, berikine anlatmak va tanperverlik şiârı değildir. Bu hadîs-i şerîf askerlikte itaatin ve disiplinin lûzûm ve vücûbunu da öğretiyor. İtaattan ve disiplinden mah rum olan bir ordu asla muvaffak oiamaz. 414. Kişinin her işittiğini söyleyivermesi: cife “Kişinin her işittiğini söylemesi yalandan (mütehas- sıl) günah (kazanma) bakımından kendisine yeter. (Ya ni ona yalancılık günahı yazılır.) Kişinin “Bütün hakkımı, ondan birşey bırakmamak sûretiyle alacağım.” demesi L

