Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
98 / Musahabe 4 Binâenaleyh bir mü’min hürmet ettiği herhangi bir zâta mülâki olunca ona karşı eğilmesi (taabbüd) gibi bir tavra benzemiş olacağından caiz değildir. Gerçi Hâlık teâlâ ve tekaddes hazretleri bütün ak- val ü ef'al ve ahvâlimize ve kalblerimize nazar buyura rak niyetimize göre sevâb veya ikâb vereceği şüphe sizdir. Fakat velev ki kalbimizde yanlış bir hareket ve söz, niyet olmuşsa da yine fiilimizi ve kavlimizi de âdâb ve ahlâk-ı dîniye-i islâmiyemize göre tatbik ederek ona göre tevfik-i hareket etmekliğimiz lâzımdır. Âdâb-ı dînîye ve terbiye-i ahlâk-ı İslâmİyemizin icâ- bâtı olarak mukaddesât-ı dîniyemize tâzim etmek de lâ zımdır. Ümerâya, rüesâya, büyüklerimize ve sıfât-ı İlmi yeyi hâiz olan âlim-i âmile de tâzim ve kıyam lâzımdır. Fakat bu tâzim taabbüd şeklinde olmamalıdır. Meselâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Sa'd bin Muaz -radıyallahu anh- meclisine geldiğinde: “Seyyidinize, ulunuza, kalkınız!" buyurmuştur. Fakat bu kıyam mescidde değildir. Mescidde ibâ detle meşgul iken veya Kur’ân-ı azîmü’ş-şan okunur ken kalkmak câiz değildir. HESABA ÇEKİLMEK Hazret-i Âişe -radıyallahu anhâ-’dan:

