Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hüsn-i Huluk (Güzel Ahlâk| / 61 - Biz iki kardeşiz. Mehâsin-i ahlâkiyle kabilesinin hüsn-i nazarına mazhar olan pederimiz, bugün bahçe sinde gezmekte, kemâle gelmiş meyvelerden iktitâf et mekte iken şu delikanlı tarafından katledilmiştir; ihkak-ı hak ediniz. Hazret-i Ömer üçüncü gence hitâben: - işittin, ne cevâb vereceksin, dedi. Bu delikanlı asla alâmet-i havf u endîşe göstermi yordu. Sâbit idi. Dudaklarından yüzüne melâhat vere cek bir tebessüm nümâyân olmakta idi. Bir edâ-yı fe- sâhat ile dedi ki: - Yâ emîre’l-mü’minîn! Müddeîler sözlerinde sâdık tırlar. Hakîkat-i halden başka bir şey söylemediler. Taf- sil-i mâcerâ edeyim. Ne ferman buyurursanız adalet ondandir. Ben ehl-i bâdiyedenim. İyal ve emvâlimi ala rak buralara ziyârete gelmiş idim. Bu sabah şehir ke narına vâsıl oldum. Tuttuğumuz yol bizi bahçeler arası na sevk etmişti. Atlarım kısraklarım berâber idi. İçlerin de endamı gayet münâsib, asîl bir at var idi, ki diğerle rinin ortasında reftâr-ı serefrâzânesini görüp de meftûn olmamak mümkün değildir. Bir ağacın bahçe duvarın dan sarkmış olan dalı, hayvanın nazar-ı iştihâsını cel- betti, boynunu uzattı, daldan kopardı. Ben derhal onu tutup çekmişdim. Bir de duvar kenarından bir ihtiyarın kemal-i tehevvürle gelmekte olduğunu gördüm. Çehre si dürülmüş, kendisi kaplan kadar gazûb, sağ elinde bir taş vardı, taşı ata doğru attı. Gözün bakmaya kıyama dığı o güzel hayvan o ânda bir tarafa yıkılarak bî-rûh kaldı. Ben bu hali görünce ihtiyârım elimden gitmiş, o

