Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
12 / Musahabe 3 --------------------------------------------------------------------- Bu âyet-i celîlenin nüzûlu üzerine Sâbit -radıyalla- hu anh- evine kapanıp: “Ben ehl-i nârdanım. Zîra as- hâb içinde benden yüksek sadâiı yok. Binaenaleyh bu âyet benim hakkımda nâzil oldu." diye feryâd u figâna başladığını Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz hazretleri işitince huzûr-ı Risâletpenâhîlerine celb ile: - Yâ Sâbit! Sen ehl-i cennetsin. Hayr ile yaşar ve hayırla ölürsün, cümle-i latîfe-i Nebeviyeleriyle tebşîr, buyurmuştur. Bunun üzerine Sâbit -radıyallahu anh-: - Ya Rasûlallahl Bundan sonra huzûr-ı lâmiu’n-nû- runuzda ebeden yüksek sadâ ile söz söylemem, de mesi üzerine şu âyet-i celîle nâzil olmuştur: jj-ÂJl ¿l^jl aJJ'i Jj-^j julp Öj^sjo ^jj*İJl öl ^^ J^i ‘j?*^ (*^ L(5j^ (»H^ ^^ ¿r^0’ “O kimseler ki onlar huzûr-ı Rasûluliah’ta sadâ- larını Rasûlullah’a tazim için kısarlar. Yani yavaş söylerler. İşte Rasûlullah’ı tazim ve kadr-i Nebevile rini ihlâl etmeyerek âdâba riâyetle hafif sesle söy leyen kimseler Allah teâlânın takvâ için kalblerini tathîr ettiği kimselerdir. Onlar için muktezây-ı beşe riyet, evvelce sudûr etmiş kusurları taraf-ı İlâhîden afv ü mağfiret olunduğu gibi şu tâzimleri sebebiyle de büyük ecr ü sevâb vardır.”3 3. Hucurât Sûresi /3

