Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
222 / Musahabe 3 Duânın kabûlünde adâbına ve şerâitine riâyet et mek lâzımdır. Bu şerâitin cümlesi mevcut olduğu halde kabul olunma ciheti gâlib ise de fakat kabulü yine, meşi- yet-i ilâhiyeye muallaktır. Binaenaleyh dilerse kabul eder dilerse kabul etmez. Maamafih duâ etmek de ayn-ı ibâdettir. (Ahirette sevap-ecir vardır.) Duânın kabulü ânî olmadığından istenilen şeyin bir müddet sonra verilmesi me’mul olduğu gibi duası miktarı o kimsenin üzerinden bir (şerrin) define sebep olmak veyahut bilmediği bir başka cihetten duâsının eseri hâsıl olmak ihtimaline bi naen hiçbir duâya kabul olunmadı nazarı ile bakılmaz. > ûj^J ¿¿Jl öl ^i Jl5j “Rabbiniz size: Bana duâ edin, duanızı kabul ederim dedi. Zîra o kimseler ki onlar duadan kibir ettiler, yakında zelîl ve hakîr oldukları halde cehen neme dahil olurlar.1’185 Yani sizi terbiye eden Rabbiniz dedi ki: “Ey kulla rım! Siz bana duâ edin. Ben de sizin duânızı kabul edeyim. Zîra bana duâ ve ibâdetten kendilerini büyük addedip istinkâf edenler zelîl oldukları halde yakında cehenneme dahil olurlar.” Duâ: İnsanların muhtaç oldukları şeyleri Cenâb-ı Hak’tan tazarrû ve niyâz ederek kemâl-i tevâzû ile istir ham edip istemeleridir. Buna nazaran mânâ-yı nazm: “Siz benden muhtaç olduğunuz şeyleri kemâl-i tevâzû 185. Mü'min Sûresi / 60

