Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
192 / Musahabe 3 Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Altın, gümüş ve libasın kulu olan kişiler sürünsün, kahrolsun. Böyle menfaat düşkünü kişiye işlediği hay rın bedeli Allah tarafından verilirse memnun olur, veril mezse Allah’ın takdirine de kızar. Böyle menfaat düş künü sürünsün. Hüsrana yuvarlansın! Vücûduna diken batsın da cımbız ile çıkaran bulunmasın!' Bunun için cennet, her hayır ve saâdet o kula lâ yıktır ki, o, Allah yolunda cihâd için atının dizginine sa rılmıştır, o mücâhidin başının saçı perişandır, iki ayağı toz içindedir. Eğer bu gâzi pîşdar olarak ileri karakolda düşman beklemekte ise o daima orada tam mânâsıyla düşmanı bekler, askerin gerisinde sağ olarak vazîfede ise orada en metin nöbetçilik eder. Bu vazifelerini Allah için samimiyetle gören o kahraman bir meclise girmek için izin isterse küçük görülüp izin verilmez, bir hususta şefaat edecek olursa şefaati kabûl edilmez. Fakat onun mevkii Allah yanında büyüktür. Onun her dileğini Allah kabul eder.156 Enes İbn-i Mâlik’den: Biz Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber bir seferde bulunduk. Bizden ki mi oruç tutmuş, kimi de yemiş idi. Sıcak bir günde bir konak yerine indik. Oruçlular tâkatsizliklerinden hiç bir şey yapmadılar, oruçsuzlar ise binit develerini suladılar 156. Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, 8 / 275

