Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
18 / Musahabe 3 marifet halkeder. İşte mârifetullah da Cenab-ı Allah’ın hidâyetidir. Fakat kâfirler irâdelerini küfre sarfettikleri için Allah teâlâ hazretleri onları îmâna hidâyet kılmaz. Şu hale nazaran bu âyetin mânâsı; “¡mandan sonra iradelerini küfre sarfeden kimseleri Allah te âlâ nasıl îmâna îsâl etmekle hidâyette kılar? Onlar için îmâna nasıl mârifet halkeder? Elbette etmez. Çünkü hidâyet şartı irâdelerini îmâna sarfetmektir. Onlar da şu şarta riâyet etmeyince meşrüt olan hi dayeti Cenâb-ı Hak halketmez." demektir. Beyzâvî ve Ebû’s-Suûd Efendi’nin beyânları veç hile; “nasıl” kelimesiyle sual, îmândan sonra irtidâd edenlerin tekrar îmân etmeleri uzak olduğuna işaret içindir. Mürtedlerin küfrü diğer her nevî küfürden daha eşedd olduğuna bu âyet-i celîle delâlet eder. Çünkü kalbiyle tasdîk ve lisanıyla ikrar ve şahadet edip açık deliller geldikten sonra tekrar küfrü irtikâb etmek elbet te cinâyetin şenâatte ziyâde olanlarındandır ki, buna binaen mürted olan kimselere Cenâb-ı Allah’ın, melek lerin ve kâffe-i nâsın lâneti olduğu âyet-i celîlede be yân buyurulmuştur. jj^ aJUi jii lytisaij ¿üi jju ijjii jjjjı Sn Âyet-i celîlesindeki salâh-ı hâl Fahr-i Râzî’nin be yânı veçhile kalbini ihlâs ve zâhirini ibâdetle tezyîn, Hakk’a tâzim ve halk ile güzel muâmele ederek onların haklarına tecâvüz etmeyip, herkesin hakkını kendi hakkı gibi muhâfaza etmektir. Bu âyet-i celîlede, gü-

