Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hicret ve infak / 143 ¿ijyûjl j»j* likJjlj ¿1 4^ Âi-jS (Jjtl ç»^™jij|j “O kimseler ki onlar îmân ettiler ve îmânlarını efâlleriyle isbât ederek vatanlarını terk ve civâr-ı Rasûluilah’a iltica etmek süreliyle hicret ettiler ve fisebîlillah malları ve canları ile mücâhede ettiler. Onlar için ındellah büyük dereceler vardır. Ve an cak olar korktuklarından kurtulup umduklarına nâil olmak süreliyle fevz ü necât buluculardır. Zîra bun lar âhireti dünya üzerine tercih ettiler ve dîn-i İlâhi yi i’lâ için mallarını ve canlarını fedaya müheyya ol dular. Elbette bunların dereceleri büyüktür.’’114 Hicret: Dîn uğrunda beldesini, hanesini akraba ve teâllukâtını, emvâlini ve kâfirlerin komşuluğunu terk ederek diyâr-ı islâma nakletmektir. ibtidâ-yı islâmda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz hazretlerinin Medine’yi teşrifiyle, Mekke’nin fethinden evvel hicret farz idi. Fakat Mek ke’nin fethinden sonra farziyeti nesh olunup sünnet olarak bakî kalmıştır. Feth-i Mekke’den mukaddem Bedir ve Hudeybiye vakâlarında henüz İslâmiyet şevket bulmamış oldu ğundan şevket-i islâmiyenin tezyidi için Mekke’deki müslümanların Medine-i Münevvere'ye hicretlerine şid detle ihtiyaç vardı. Fakat feth-i Mekke’den sonra İslâ miyet kuvvet bulmuş olduğundan hicret etmek herke sin kendi ihtiyarına terk edilmiştir. Hattâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz hazretlerinin: 114. Tevbe Sûresi / 20

