Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Zekât / 125 ^ytıY ^^ ^ Jl^ il »jill Jjl ^a*-l^ ly^ <>ijl₺4 ûl jIjJI ¿I ¿LjI Lj ’^jIj ^vı^ ¿a>jİİI 1_^Sl “¿1 ûl u»j>tj Sl 4öI ¿>1 il_y,jSll ^jj oUİII ^> Slj ¿LJI ¿1 “Kârûn muhakkak Mûsâ -aleyhisselâm- kavmin- den olduğu halde onlar üzerine isyanla tekebbür etti. Biz Kârûn’a hazînelerden o kadar çok mal ver dik ki o hazînelerin anahtarlarını kuvvet sahibi olan bir cemâatin götürmesi ağır geliyordu. (Rivâyete göre kırk katır yükü anahtarı vardı.) İşte o zamanda Kârûn’un kavmi, Kârûn’a: “Ya Kârûn malına mağ- rûr olup ferahlanma. Zîra Allah teâlâ ferahlananları sevmez. Ey Kârûn! Allah’ın sana verdiği nîmetle sen âhiret evini talep et. Emelini büsbütün dünya ya hasretme. Belki dünya nîmetini âhiret nîmetine sebep kıl ve Allah’ın verdiği nîmeti rızâsının hilâfı na sarf ile nefsini mehlekeye koyma ve dünyadan son nasîbin olan kefeni unutma ve Allah’ın sana ih- sân ettiği gibi sen de kullarına ihsan et. Malına mağrûr olup yeryüzünde fesat arama. Zîra Allah te âlâ müfsitleri sevmez.”98 diye pek müessir nasîhatta bulundular. Kârûn, Mûsâ -aleyhisselâm-'ın amcazâdesi idi ve Tevrat’ı çok okurdu. Nâs beyninde âlim fâzıl olduğu 98. Kasas Sûresi / 76-77

