Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Zekât ^^kât, lügatte nemâ ve ziyâde mânâsı nadir. Mâlî olan bu ibâdete zekât denilmesi zekâtı veren kim senin malının çoğalmasından ve âhirette ecir ve seva ba vesîle olmasından dolayıdır. Hakîkaten malının ze kâtını veren, fukarâya muâvenet ve yardımdan geri durmayan ihsan ve hayır ehlinin malının arttığı herkes çe müsellem açık bir hakîkattir. Bir fakirin gönlü hoşnut edilerek yapılacak hayrın muhakkaktır ki Cenâb-ı Hak - azze ve celle- mükâfâtını, ivazını verir. Nitekim: ¿^jjljJI j^“ j^j AjJbij j^s t^^-i Cy it-^llj’j “Rızkınızdan sizin intak ettiğiniz şeyin bedelini Allah teâlâ hem dünyada ve hem de âhirette halke- der. İnfak olunan şeyin halefini yerine koyar halef- siz bırakmaz."35 duyurulmuştur. 85. Sebe Sûresi / 39

