Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
72 / Musahabe 2 Sonra kalbine halvet; yalnızlık muhabbeti ilkâ olundu. Cebel-i Htrâ'ya gider, orada ibâdet eder, sonra yine Ha tice nezdine avdet eder ve yine tekrar azık tedârik eder Hırâ’ya giderdi. Nihâyet vahy-i İlâhî Hırâ gârında bulun duğu sırada geldi. Zât-ı Akdes-i Risâletpenâhî buyurur ki: “Cibrîl-i Emîn îyl “Oku!” dedi. Ben de O’na: “Oku mak bilmem." dedim. "O zaman melek beni alıp takatim kesiünceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bıraktı, yine İyi dedi. Ben de O’na; “okumak bilmem" dedim. Yine beni ikinci defa alıp tâkaiim kesilinceye kadar sıkıştırdı, son ra beni yine bıraktı, İyi dedi. Ben de “okumak bilmem” dedim. Nihâyet beni üçüncü defa sıkıştırdı.” Üçüncü tazyikte Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm Efendi mize Alak Sûresi’nin ilk beş âyeti vahyolundu. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’de ken disine vahyolunan bu âyet-i kerîmeyi telâkkî ile okudu. İlk iki “Oku!” emri Kur’ân değil kırâat denilen fiile başlamak için heceleme kabilinden bir ihzâr ve teklîf idi. Üçüncü tazyikten sonra olan “Oku!” Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, adıyla başlamıştır. “Oku!” emri ilk nüzûlünde hem tekvînî bir mahiyet te Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizi okumaz, ümmî iken kudret-i İlâhiye okur kıl mıştır. Bu âyet-i celîlenin bir tefsîre nazaran mânâsı: “Oku! Rabbin adıyla, Allah ism-i celîli ile başlayarak

