Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Mü'minlerin Sükûtu / 67 nu şirk ile tebdil muvafık değildir.”60 mealindeki nazm-ı celîli okumuştur.69 68. Rum Sûresi, 30 69. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 4 / 674 İşte bu hadîs-i şerîfin telkîn buyurduğu büyük bir ha kikat da İnsanlarda din duygusunun, hakikat aşkının fıt rî oluşu, daha çocuk iken o hayat ile mücehhez olması akıllara hayret verecek bir kudret-i fâtıra-i sübhaniyedir. Ehl-İ tefsir bu âyet-i celîledeki “fıtrat" kelimesini hak dînini kabûle kâbiliyet, istîdad ve hidâyet mânâsına hamletmişlerdir. Nazm-ı ceiîlin mefhûmu muktezâsı da budur. Bu kabiliyet bir çocukta inkişâf ettikçe hâlikını ve O’nun kudret ve azametini daha ziyâde bilir. Hastalıktan sâlim olan göz ve kulağın görmemesi, veya işitmemesi nasıl muhâl ise, hâricî tesîrâttan ve müdâhaleden şâlim ve mâhfuz olan bir fıtrat-ı selîme sâhibinin de hâlikını tanımaması mümkün değildir. İşte bu hikmete binâen, Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurmuştur ki: "Her çocuk Islâm fıtratı üzere doğar, fakat sonra ebeveyni yahûdî, nasrânî, mecûsi ise evlâdını da yahu- dî, nasrânî mecûsi yapar. " . Binaenaleyh bir müslüman ebeveyn de fıtrat-ı İs lâm üzerine Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine bahş ve ihsân buyurduğu evlâdına dînî terbiye ve akidesini tâlim ve telkîn etmekle veyahut okutturmakla mükelleftir. Aksi takdirde mes’uldür. Nitekim:

