Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
1 46 / Musâhabe 2 ------------------------------------------------------------ Fahr-i Râzî’nin beyânı veçhile, bu âyet-i celîlede beyân olunan alâmet dünyada olmak ihtimali vardır. Buna nazaran mânâ-yı âyet: O kâfirlerin burnu üzerine dünyada kılıçla alâmet yaparız ki o alâmet, ölünceye kadar burnundan geçmez demektir. Bu âyetin eseri Bedir Gazası’nda görülmüştü. Be dir gazasında Velid’in burnu kılıçla yaralandı. O yaranın eseri ölünceye kadar burnunda kaldı. Kur'an’da; ^/il Hurtum tâbiri hınzır ve fil gibi, insanın tab’an istikrâh et tiği hayvanların burnu demek olduğundan Hurtum tâbi rinin insanın burnunda isti’mali o insanı tahkîr içindir. Burnu tahkîr de insanı kemal-i ihânet ve mezelletle tah kîr içindir. <ır> ^j î5Ji X>î 'fı^^l -^ J^JJ Jlî Ljtl «çJp Jij ISI ^ıı} jdıj Jlsb jlS ol ^ \»^ ¿^Jj'il I j^LSl “Ey Habîbim! Sen çok yemin eden hakîr rey sa hiplerine itaat etme ki onlar diğer insanları ayıplayı- cı ve fesat için âharlerine söz götürücülerdir. Hayrı şiddetle men edici, gayre zulmedici, çok günah iş- leyici, tabiatı katı ve ahlâkı kötü olup şu beyân olu nan çirkin sıfatlardan sonra mâye-i asliyesi nâmeş- rû harekâttan hâlî olmayan kimseye itaat etme. O kâfir çok mal ve evlad sâhibi olup bizim âyetlerimiz o kâfir üzerine okunduğunda: “Bu okunan âyetler evvel geçen ümmetlerin yalanlarıdır.” dediğinden

