Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
38 / Musahabe 2 ------------------------------------------------------------ tâ ki, ufk-ı nübüvvetten iki cihânın güneşi fahr-ı âlem -sal- lallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz tulü edip de hidâyet yolları açılmaya başlayınca cinnîler semâdan tardolundu- lar. Bunun sebebini aramak üzere bölük bölük cinler yer yüzüne inip dağılmışlardı. İşte Batn-ı Nahle denilen ma halde, sabah namazında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in Kur’ân okuduğunu görünce kemâl-i edeble Kur’ân-ı Hakîm’i dinlediler. ojj-^>- Lli jlji!l ¿)j*aIuj j^Jl i/4Jiü'^ii) ^’^ûi^ ^? JJ ^jLî^^^jt^i^^ “Yâ Ekreme’r-Rusül! Zikret o zamanı ki, o za manda Kur’ân işitir oldukları halde cinden bir tâ- ifeyi sizin tarafınıza biz meylettirdik. Onlar huzuru nuza geldiklerinde bâzısı bâzısına: “Sükût edin dinleyelim.” dediler. Kur’ân-ı Hakîm’i dinlediler. Belagat ve fesâhat-ı Kur’âniye onları hayrette bı raktı. Kur’ân-ı azîmü’ş-şânın Hak kelâmı olduğunu bildiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e îmân ettiler. Tevhîd getirdiler. Şeref-i İslâm’la mü şerref oldular. Ve taraf-ı Risâletten kendi kavimle- rini inzâra memur olarak memleketlerine avdet et- tiler.”3i < V-> 31. Ahkaf Sûresi, 29

