Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
28 / Musahabe 2 ------------------------------------------------------------ halde müteessir olurdu. Binâenaleyh Kur’ân’ın ahkâ mıyla mükellef olan insanların Kur’ân’dan müteessir ol mayıp Cenâb-ı Allah’tan korkmamaları kalblerinin bü yük dağlardan daha katı olmasına delâlet eder. Nitekim âyet-i celîlede duyurulmuştur: ^yj JL1I jİ öjl>t>Jl^ ¿Lli JUu (i^Jjl5 C-üi *5 “Kalbleriniz kasvet peyda edince sertlikte taş gibidir veyahut taştan da daha şiddetlidir.”19 Ebû’s-Suûd Efendi’nin beyânı veçhile: ûlyJlllh tJpl ^J ayet-i celîlesı Kur’ân’ın uluw-ı şanını beyân, mev’ıza ve nesâyihte olan tesirinin kuvvetini temsil için buyurulmuştur. Kur’ân’ın ahkâmıyla dağlar mükellef olmadığı hal de eğer Kur’ân-ı azîmü’ş-şân dağların üzerine nâzil ol muş olsaydı onların müteessir olup Cenâb-ı Allah’ın korkusundan parça parça yarılacağı beyân duyuruldu ğuna nazaran insanların Kur’ân’ın ahkâmıyla mükellef ve itâata mecbur oldukları halde kalblerinin müteessir olmaması kalblerinin pek katı ve hasta olduğuna delâ let etmektedir. Ebû Bekir Verrâk -rahimehullah-’ın küçük oğlu Kur’ân okumağa hocaya giderdi. Bir gün benzi sarar mış olarak ve titreyerek erkenden hocasından geldi. Babası: 19. Bakara Sûresi / 74

