Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
96 / Musahabe 1 teşbih edildikte; muhibbin nazarında her ne belâ olursa mahbûb ve zibâ görünür ve mergûb ve ra’nâ gelir. Ve kezâlik onun dostları da mahbûb ve azizlerdir ve mub- ğizleri de mebğûz ve mağdûptur. Bu böyle olunca (kemâlât-ı suveriyye ve ma'neviy- ye de onun muhabbetine merbuttur) ve onun mîzânı ile vezn olunur. Onun için: Efdal-i tâat, evliyaya muvâlât (muhabbet) ve a’dâ- ya muâdât (adâvet) oldu. Zîrâ bu mânâ muhabbet-i sırt tan nâşîdir ki, sevgilisinin sevdiği kimselere muhabbet etmek ve ona düşman olanlara da adâvet eylemek gayr-i ihtiyârîdir. Muvâlât-ı evliyâ ve muâdât-ı a’dâ efdal-i tâattır. Haberde gelmiştir kİ: Cenâb-ı Bârî Teâlâ Mûsâ-aleyhi’s-selâm-’a hitâb buyurup; - “Hiç benim için bir amelin var mıdır?” diye sual ettikde: Mûsâ Kelîm dahî: - “Yâ Rab! Salât ü sıyâm, tasadduk ve zikrim senin içindir.” dedi. Hak Celle ve Alâ Hazretleri buyurdu ki: - “Salât sana bürhân ve savm cünneh (kalkan) ve sadaka sâye (gölge) ve zikir nurdur. Bana mahsûs amelin nedir?”

