Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Felâsife Hakkında / 135 Bunların cemâati ömürlerini âlet tâ'lîm ve teallümü- ne sarf eylemişlerdir. Fakat maksad-ı aksa olan Zât ve Sıfât ve Ef'âl-i Vâcibi (Celle Sultânühû) elden bırakıp dalâlette kalmışlardır. Şu şahıs gibi ki; nice seneler âlât-ı harbi keskinle- yip, hazırlayıp, harb vaktinde elini ve ayağını habsedip zafer-yâb olamaz. Felâsife ilmi mâlâya'nî dâiresine dâhildir. Dâimî olan âhirete faydası yoktur. Ancak o ilim ki tavr-ı nübüvvete merbûttur, necât-ı uhrevî de ona menûttur. Akıl da onun idrâkinde acz ve kusur sahibidir. Huccetü’l-İslâm imâm-ı Gazâlî (El-Munkiz u Mine'd-Dalâl) risâlesinde buyurdular ki: Felâsife, ilm-i tıb ve nücûmu mütekaddimîn-i enbi yâ kitaplarından sirkat eylemişlerdir. Hak Teâiâ Hazretlerinin abdden i’râzına alâmet, abdin mâlâya’ni ile iştigâlidir. Ve her ne ki âhiret kârına lâzım olmaya, mâlâyâni’dir. 4a>-j ıZJj jJ ¿^a EJ ।_ -aj E^j âi ¿1 -Uu EjjIî ^jAl Ejj “Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kafblerlmizi (Hak’tan) saptırma. Bize kendi cânibin- den bir rahmet ver.”99 Maalesef bazı nâs, ilmi felâsife davâsında olup bu 99. Âl-i imrân Sûresi / 8.

