Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
47 Allâh Rasulü'nün Hadislerindeki İrfân Hâzineleri 323. Beyt-i şerifi yedi defa tavaf edip İki rek‘atte namaz kılan kimse, bir köle azat etmiş'gibi me’cûr olur [mükâfat kazanır]. 324. Elli defa Beyti mükerrem’İ [Ka’be’i] tavaf eden kimse, anasından yeni doğmuş gibi günahsız olur. 325. Kabe-i Muazzama'ya nazar etmek ibadettir. 326. Vefatımdan sonra kabrimi ziyaret eden mümin, hayatımda beni ziya ret etmiş gibi olur. 44.BAB: ŞEFAAT HAKKINDA 327. Enbiya-yı sâireden [diğer peygamberlerden] fazla olarak kendime mahsus bir şefaat var ki, ümmetimden günah-ı kebîre ashabını [büyük günak işleyenleri] onunla yâd ederim. Bu şefaat, günahkârların bir kıs mını duhûl-i nârdan [ateşe girmekten] kurtarır ve bir kısmını dahi duhûlden [girdikten] sonra nâr-ı cahîmden halâs eyler [cehennem ate şinden kurtarır]. Lâkin (Benim şefaatim, ashabıma şovenlerden başkası içindir.) hadis-i şerifinden gaflet olunmaya. 328. Şefaatim ümmetimin müznibi [günah işleyeni] içindir. 329. Şefaat-i mahsûsam [Özel şefaatim,] ümmetimden ehl-i beytime muhabbet edenler içindir. Malum ola ki, ehl-i beyte muhabbet, onların amel ve ibadetlerine ittiba' eylemektir. Yoksa kavl-i mücerred [sadece lâf] yahut maazallah [Allah korusun], şâir ashâb-ı kirama adavet [düş manlık] manasına değildir. Zira şeker gibi tatlı olan muhabbet-i ehl-i beyt, süm [zehir] gibi muzır ve mühlik [zararlı ve helak edici] olan buğz-ı ashâb [ashaba nefret] ile karışırsa; şüphesiz, zarardan başka bir faydayı müntiç olamaz [doğurmaz], 330. Ümmetimden bir kavim cehenneme dâhil olduktan sonra, şefaatim sayesinde çıkarlar ki; bu kavim, “cehennemi" tesmiye olunurlar [onlara “cehennemlik” ismi verilir], '

