Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
32 Kenzü’i -İrfan Fî Ehâdis-i Nebiyyi’r-Rahmân 195. Umûr-ı hayriyeyi [hayırlı işleri,] nâsa talim [insanlara öğreterek] ve nefsini unutup [kendini unutarak] mahrum eden âlim bir muma ben zer ki kendini yakıp âlemi tenvir eder [aydınlatır]. 196. İlminden istifade olunan bir âlim, bin âbidden hayırlıdır. 197. Âlim-i âmilin [ilmiyle amel eden âlimin] avam [halk] üzerine olan fazıl ve meziyeti, Ebu Bekir’in ümmetim üzerine olan fazıl [üstün lüğü] ve meziyeti [fazileti] gibidir. 198. Bir âlim-i âmili ta'zîm ve tevkîr [saygı ve hürmet] eden mümin, Cenab-ı Hakk’ı tevkîr [büyüklemiş, ta’zîm] etmiş olur. 199. Âlimin uykusu, sıhhat ve ibâdetine medâr [sebep] olmak niyetiyle olduğu için ibadet ve nefesi teşbihtir, 2OO. Âlim-i âmilin yüzüne bakmak ibadet makamına kâim olur [ibadet yerine geçer]. , . 201. Ümmetimin ulemasını tazim ve tevkîr [saygı ve hürmet] ediniz. Zira onlar yeryüzünün kevâkibidirler [yıldızlarıdırlar], 2O2. Tahkîken [muhakkak ki], ulemâ ile muhabbet ve ihtilaf eden [gö rüşen] ümerâyı [yöneticileri,] Cenab-ı Allah sever. 27 BAB. FIKIH VE FUKAHA < 2O3. Tahkîken, her şeyin bir esası vardır. Bu din-i mübinin esası ise ilm-i şeriattır. Binaenaleyh müteşeni1 [şeriatı bilen] bir âlimin vücudu [var lığı,] şeytan için bin âbidin vücudundan ağırdır. 204. Cenab-ı Allah bir kimsenin hayrını murad ederse, o kimseyi mesâil-i şer'iyeye [fıkhı meselelere] âlim eder. 205. Cenab-ı Hakk’ın evâmir ve nevâhîsini [emir ve yasaklarını] ulema ve fukahadan [âlim ve fakihlerden] öğrenmek her bir Müslime farzdır. 206. Şeytan ulûm-i şer'iyeye [şer'i ilimlere] âlim olan bir zattan korktuğu kadar, bin âbidden korkmaz. .

