Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
106 Kenzü’l -İrfân Fî Ehâdis-i Nebiyyi’r-Rahmân 908. Vatanına hizmet ve kendisine ticaret maksadıyla, diyar-ı âherden erzak celb edenler [başka bir şehirden yiyecek getirenler] merzuk ve yüksek fiatla satmak garazıyla [gayesiyle] erzakı haps eden [yiyecekleri depolayan] muhtekirler [karaborsacılar] mekundur. 909. Helâl lokma aramak ve onunla kamını doyurmak cihad gibi mucib-i ecirdir [sevabı gerektirir], 910. Bir ağacın yenilen meyvesi o ağacı diken için sadaka olur, demektir. 119. BAB: YİYECEK VE İÇECEKLER HAKKINDA 911. El ve ağız yakacak kadar sıcak olan taamdan [yiyecekten,] vücud müstefid olamayacağı [faydalanamayacağı] cihetle, derece-i i'tidali [normal sıcaklığı] buluncaya kadar soğutunuz. 912. Su içerken nefes almak icab ederse, bardağı ağzından ayır; sonra nefes al. 913. Taama müctemian [Sofraya topluca] oturunuz ve besmele-i şerife ile bed’ ediniz [başlayınız]; o taam sizin için, bi’l-vucûh mübarek ve müteyemmin olur [her bakımdan bereketli ve uğurlu olur], 914. Cenab-ı Allah kullarının me’kûlat ve meşrubatında [yiyecek ve içe ceklerinde] (ve belki melbûsâtında [giyeceklerinde] bile) âsâr-ı nimetini [vermiş olduğu nimetinin izlerini] görmeyi sever. 915. Tahkîken, bereket Cenab-ı Allah tarafından taamın vasatına nâzil olur [bereket yemeğin ortasına iner]. Binaenaleyh yemeğin sonuna kadar, taamı [yemeği] kenardan yiyiniz, ortasından yemeyiniz. 916. Dünya ve âhiret taâmının e‘az ve elezzi lahmdir. [Et, hem dünya hem de âhiret yiyeceklerinin en aziz ve leziz olanıdır.] 917. Taamların [yemeklerin] fenası bir velîme taamıdır [düğün yeme ğidir] ki; ona tok ve ağniya [zenginler] davet olunup; aç ve muhtaç olan fukara [fakirler] ondan mahrum edilir.

