Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
104 Kenzü’l -İrfan Fî Ehâdis-i Nebiyyi’r-Rahmân 887.Tahkîken, uhuvvetin muhafazasıyla, muhabbet-i kadîmeye müdâ- vemet olunmasını Cenab-ı Allah sever. [Cenab-ı Allah, din kardeşli ğini korumayı ve kardeşler arasında sevginin devam etmesini sever.] 888.Tahkîken, Cenab-ı Allâh için birbirini sevenler, yevm-i kıyamette arşullahın gölgesinde kemal-i âsâyiş ve istirahatle mahfûz olurlar. [Arşın gölgesinde emniyet ve huzur içinde istirahat ederler.] 889 . Allah için sulehâyı [sâlihleri] sevmek; Allâh için fusekaya [fâsık- lara] buğz eylemek farzdır. 89O .Sâlih ihvana mâlik [Salih kardeşlere sahip] olmak; insanın saadet ve selametindendir. 891. Cenab-ı Hak herkesi, sevdiği taife ile haşr eder. 892. Bir insan bir tâîfeyi yaptıkları amel sebebiyle severse, yevm-i kıya mette, onlarla haşr olunur. 893. Sıdk ve salah ile mevsûf [dürüstlük ve iyilikle tanınmış] olanlar dan ahbabı çoğaltınız. Zira onlar şefaat ederler. 117. BAB: HEDİYE, SADAKA VE HÂCET İSTEMEK 894. Talep ve tese’ül [dilencilik] etmeksizin, emvâl-i selâtînden [sultan ların malından] Cenab-ı Allâh, sana bir şey ihsan ederse; onu alıp ye meli ve kendine mal etmelisin. 895. İ‘tâ ve in‘âm ederken [Hediye veya sadaka verirken,] yüzünde Asar-ı lütuf ve şefkat numûdâr olan [lütuf ve şefkat eserleri ortaya çıkan, görünen] zevât-ı kiramda hayrınızı arayınız. 896. Bi-lâ-tese’ul, mal-ı helalden sana bir şey i‘tâ olundukta; bi’t-tenavül, fazlasını tasadduk et. [İstemediğin halde, helâl maldan sana veril diği zaman; onu kabul et ve ondan daha fazlasını sen de tasad duk et.]

