Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
72 Sonbahar, yaprakların sararıp döküldüğü, bağ ve bah- çenin bozulduğu, ticârî olarak işlerin yoğun olduğu mev- simdir. İnsan hayâtının da güz mevsimi olgunluk çağıdır ve âhirete hazırlığın daha yoğunlaştığı bir devredir. Ya’kûb (as)’a Azrâil (as)’ın “rûhunu kabz için haber veririm” dediği vakittir. Son gelişinde “neden haber vermeden geldin?” de- yince, “çok haber yolladım” der Azrâil (as). “Dişin döküldü, belin büküldü. Saçlarına düştü ak, güçten kuvvetten kal- dın bak.” Hep bunlar bir tarafa, ecel ansızın gelir. Sıddîk-ı Âzam’ın söylediği sözdür bizim için geçerli olan. “Ölüm gelse ne yaparsın?” suâline, “aynı hâl üzere kalırım” der. Çünkü her vakit uyanık, emr-i İlâhî’ye muntazır. Hem zâhir hem de bâtında muhâsebe etmeli kişi kendini. Muhyiddîn-i Arabî (ks) zâhirî muhâsebenin ötesinde, bâtınî, gönlünden geçen duyguların da muhâsebesini ya- par. Kalbde beliren duyguları işleme koyma azmi mesûl tutar insanı. “Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allâh’ındır. Eğer siz içinizdekini açıklar, yâhud gizlerseniz Allah onunla Gerçek Hayat

