Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
23 olmuştur âşıklarının hubb-i Nebî (sav). Uğradığı musîbette, “Hasan’ım” diye başından geçen sıkıntıları hatırlatarak tesellî buyurmuştur. Kabûl olunmanın Efendimiz’e (sav), Sâmî Ramazanoğlu (ks)’un gönlünden geçme şartıyla mümkün olacağı haber verilmiştir tâbîlerine. Velîlerin mahzûniyye- tinin Efendimiz’in (sav) üzüntüsüne sebep olması, onların Sünnet-i Nebî’ye (sav) ve rûhî bağlılıklarından ileri gelir. Rûhen yakınlık temin edenlere ağuşunu açmıştır Efen- dimiz (sav). Hazreti Selman, Bilâl ve Süheyb-i Rûmî (r.an- hüm)’e evlâdım dediği gibi içten yanan âşıklarına da evlâdım demiştir Nebîyy-i Ekrem (sav). Ben Mısırlı’yım diye uyanan Ömer ibnü’l Farız’a mânâ âleminde “Sen benim evlâdımsın” buyurmuştur. Ulemâ ve urefâ da iltifat buyurmuştur tâbîlerine. Şâh-ı Nakşbend’in (ks) Allah Teâlâ’ya niyâzı şu şekilde olmuş- tur: ‘İzn-i İlâhînle, daralan bunalan evlâdıma yetişebileyim. Yolumuzda ulemâ ve fudalâ zümresini çok eyle. Tarîkımızı kıyâmete kadar bâkî eyle. Bu yolun müntesiblerine de şefâat izni ver.’ Abdulkadir Geylânî (ks) evrad ve ezkârını taklîd edeni bile ateşten korumuştur izn-i İlâhî ile. Bâtılların yaşantısından kaçıp kendisini mihraba hap- seden Meryem vâlidemize ikrâm etmiştir Rabbimiz (cc). Zekeriyya (as)’ı koruyucu vermiş ve kış gününde yaz meyve- leriyle ikramda bulunmuştur. Ashâb-ı Rakim, girdiği mağa- ranın kapısını kapayan taştan ittikâsıyla, ibâdet ve tâatlerin- deki ihlâsla kurtulmuştur. Ashâb-ı Kehf, Tevhîd inancından vazgeçmemesi, ölümüne bile olsa zâlim Takyanus’a karşı direnmesiyle zafere ulaşmıştır.

