Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
15 çağlar ne kadar değişirse değişsin, Allâh’ın yarattığı ve varlık üzerinde egemen kıldığı yasalarda ve gönderdiği inanç kurallarında hiçbir bozulma, pörsüme ve değişiklik göremezsin; işte dosdoğru din budur; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmez.”2 İnsan yaratılışında Allah Teâlâ’nın varlığını ve birliğini tanıma özelliği vardır. İslâm âlimleri genellikle, bu fıtratın ilk yaratılış ânında insanla Allah Teâlâ arasında yapılmış sözleşme ile alâkalı olduğu kanâatindedirler. Âlem bir bâde- nin sarhoşudur. “Hani Rabbin Âdem oğullarından, onların sırtlarından zürriyyetlerini çıkarıb kendilerini nefslerine şâhid tutmuş, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (demişdi). Onlar da: “Evet, (Rabbimizsin), şâhid olduk” demişlerdi. (İşte bu şâhidlendirme) kıyâmet günü “Bizim bundan haberimiz yokdu” dememeniz içindi.”3 Ele tutma, ayağa yürüme, kulağa işitme, göze görme kâbiliyeti verildiği gibi, fıtrata, yaratılışa da mârifetullah duygusu verilmiştir. “Ben cinleri ve insanları, başka bir gâye için değil, ancak Beni Rabb olarak tanımaları ve yalnızca Bana kul- luk ve itâat etmeleri için yarattım.”4 Kişinin doğuştan sâhip olduğu bu fıtrat, bütün özellik- lerini kapsayan bir nüve, bir tohumdur. “O her şeye yaratılıştan en güzel olma kemâlini bulma yeteneği vermiştir.”5 2 Rûm, 30/30. 3 A’raf, 7/172. 4 Zâriyât, 51/56. 5 Secde, 32/7.

