Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
26 / Hazret-i Yûsuf dan elinden geldiği kadar sakınmak lâzımdır. Onlar in san şeklindeki canavarlardır.10 İşte yukarıda saydığımız havâss-ı hamse-İ zahire (beş dış duyu) ve kuvây-ı sitte-i bâtıne (altı iç meleke) Allah'ın emriyle hakka sevk edilemezse bunlar kalbi öl dürürler. Kalb ölünce hevâ ve heves insanı perîşan eder. Bu kuvvetler gizli bir sıyânet-i İlâhiye karşısında Yûsuf’u öldürmeye muvaffak olamazlarsa bile onu in sanlardan ve insanlıktan uzak yerlere atarlar. Kalbi öl dürmeye yâhut işe yaramaz hâle getirmeye muvaffak olurlarsa bütün duygularıyla şehvetlerini ve behîmî ar zularını tatmin etmeye koyulurlar. Artık bunlar hayvânî ve nefsânî arzularını yerine getirmek için biçilmiş kaftan mesâbesinde kimselerdir. Hakîkî hayat sâhibi kimse ancak kalbi diri olan kim sedir. Çünkü kalb, Beytullah’tır. Orada Allah muhabbeti ve zikri yoksa o kalb ölüdür. Allah’ın beytine ve enbiyâsının eserlerine ulaşabil mek için nice vâdileri çölleri aşıp da, Allah’a vusul yolu olan kalbine vâsıl olmak için nefsini ve hevâsını aşama yanın hâline taaccüp olunur. Ki kalbinde bizzat Mevlâ- sının eserleri vardır. Orası zikrullah mahallidir ve vuslat yoludur. Hakîm et-Tirmizî -rahmetullahi aleyh- der ki: “Zikrullah kalbi diri tutar ve yumuşatır. Kalb zikirden hâlî kalınca nefsin harâreti altında kalır, şehvet ateşle riyle kurur, katılaşır, âzâyı ibâdet edemez hâle getirir, 10. Rûhu’l-Beyân 2/144

