Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yûsuf'la Buluşma / 179 Züleyhâ Yûsuf’tan evvel öldü, Yûsuf gâyet mahzun olup ondan sonra izdivaç eylemedi. Yûsuf -aleyhisselâm- da vefâtı yaklaşınca oğlu Ef- râim’i çağırıp insanların idâresini deruhte etmesini vasi yet eyledi. Yûsuf -aleyhisselâm- ehli, evlâdı, kardeşleri ve kendisine îmân edenlerle berâber Mısır’dan çıktı. Ceb- râil gelip biiznillah Nil’den Füyûm’a kadar haliç açtı. Yû suf’a halktan bir çoğu iltihâk edip açılan halicin iki tara fından iki şehir kurdular. İsmine Haremeyn dediler. Yû suf burada vefâtına kadar kaldı. Vefat edince Mısırlılar Yûsuf’u nereye defnedeceklerinde ihtilâfa düştüler. Her taraf kendi tarafına defnolunmasını istiyordu. Husûmeti ileri götürüp kıtâle karar verdiler. Sonra sulh edip bir se ne bir tarafa, bir sene diğer tarafa defnolunmasında an laştılar. Onun defnolunduğu tarafta her türlü nebâtât bi tiyor, diğer tarafta bir tek yeşil ot bitmiyordu. Sonra mermerden bir sanduka yapıp onu Nil’in or tasına defnettiler. Uzun seneler böyle kaldı. Urve bin Zübeyr’den rivâyete göre, Allah teâlâ Musa'ya vahyedip Yûsuf’un nâşını Mısır’dan, Nil’den alıp Yûsuf’un vasiyet ettiği ârz-ı mukaddese, babasının ve dedesinin yanına nakletmesini emretti. Musa -aleyhisselâm- Yûsuf’un bulunduğu yeri sor du. Benî İsrâil arasında bilen tek kimse çıkmadı. Ancak bir ihtiyar kadın “Ben biliyorum.” dedi. “Fakat cennette seninle berâber olmaklığım için duâ edersen söylerim.”

