Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yûsuf'la Buluşma / 169 Cebrâil Yâkub’a: - Semâya bak, nice zamandır sizin hüznünüzle hü zünlü melekler sizin sürûrunuzla sürûrlanmak için sizi seyre çıkmışlardır. Yâkub Cebrail’e: - Oğlum Yûsuf nerede? Bana onu göster. Cebrâil: işte, üzerinde gölgelik bulunan karşıdaki şahıstır. Yâkub Yûsuf’u görünce devesi üzerinde durama yarak kendini yerde yürüyen Yehuda’nın üzerine bırak tı. Ona tutunarak Yûsuf’a doğru ilerlemeye devam etti. Cebrâil Yûsuf’a: - Ey Yûsuf! Bak baban seni görünce bineği üzerin de duramayarak yere indi, sen de ona hürmeten in. Yûsuf bineğinden indi. Yaklaştıkları vakit Yûsuf ev velâ selâm vermek istedi, Cebrâil: - Evvelâ Yâkub’un selâm vermesi münâsiptir, dedi. Karşılaştıkları vakit Yâkub: - Es-selâmü aleyke ya müzhibe’l-ahzân! Selâm sana ey hüzünleri gideren, dedi. Yûsuf babasının selâ mını aldı. Birbirlerinin boynuna sarılıp kucaklaştılar. Sürûrla- rından ağladılar. Göklerdeki melekler de ağladılar. Sü- vâriler birbirine karıştı. Atlar kişnedi, melekler tesbîhe koyuldu, davullar çalındı, ortalık kıyâmete döndü. Yûsuf babasına:

