Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
156 / Hazret-i Yûsuf -------------------------------------------------------------- “isrâiiullah Yâkub’a Mısır Melikinden: Ey ihtiyar, mektubun geldi. Okudum ve muhtevâsı- nı anladım. Onda sâlih babalarını zikredip her birinin belâlara dûçar olduklarını ve sabır ettiklerini yazıyor sun. Onlar nasıl mübtelâ kılınıp sabır ettilerse onlar gi bi sen de sabret ve's-selâm.” Yâkub, mektubu alıp muhtevâsını öğrenince: '‘Al lah’a yemin ederim ki bu melik mektubu değil, nebî mektubudur. Bu mektubu yazan da olsa olsa Yûsuf’tur.” Yûsuf’un kardeşleri az sermâye ile gidip çok erzak istediler. Tâlib-i Hak ise hâcetlni olduğu gibi arz edip is temelidir. Çünkü Allah’ın hazînesi boldur. Bu makamda Ebû Yezîd Bestâmi -kuddise sırru- hû- der ki: Bir kısım amellerimizle oyalanıyoruz. Allah’a acz ü iftikârımızı (ihtiyâcımızı) tazarrû ile arz etmediğimiz için nasibimiz az oluyor. Yûsuf’un kardeşlerini görmez mi sin ki sermâyelerinin azlığına bakmayıp tanımadıkları bir melikten çok istediler. Talib-i hakîkat ise elinden geldiği kadar amel edip, ameline mağrur olmamak kayd u şartı ile Allah’a fenâ-1 tam ile kurbiyet hâsıl etmeye çalışmalıdır. Mârifet, kur- biyet ve vuslat böyle müyesser oiur. Hadîs-i Kudsî’de: “Kulum bana farz ibâdetle yakla şır, nâfile ibâdetlerle rahmetime istîdât kazanır, nâfile ibâdetlerle yaklaşmaya devam ederse ben onu seve-

