Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Sabr-ı Cemîl / 151 “Dökülüp saçılmamı ve üzüntümü ancak Al lah’a şikâyet ederim, dedi.” Cebrâil de: - Ne dediğini Allah senden daha iyi bilir, deyip git ti. Yâkub evine girdi, dedi ki: - Ey Flabbim! Şu ihtiyar, perişan hâlime rahmet et mez misin? Gözlerim gitti, belim büküldü, ne olur yav rularımı bir kerecik daha göster de onları kucaklayayım, yüzüme süreyim, sonra yine ne murâd edersen yap! Cebrâil tekrar geldi ve: - Ey Yâkub müjde, dedi. Allah sana selâm ediyor ve diyor ki: “Değil mi ki bana böyle bir niyazda bulun dun, eğer onlar ölmüş olsalardı bile diriltir sana kavuş tururdum ve gözlerini rûşen kılardım." Ey Yâkub! Allah yine diyor ki: "Bilir misin gözlerin niye gitti? Belin niye büküldü ve oğulların kardeşleri Yûsuf'a niye onları yap tılar? Yâkub: - Bilmiyorum, dedi. Cebrâil dedi kİ: - Sana miskin bir yetim geldi, oruçlu ve aç idi. Ehl ü iyâlinle beraber bir oğlak boğazladınız, kendi kendini ze yediniz de ona vermediniz. Ben ise mahlûkâtım ara sında en fazla yetimlere ve miskinlere muhabbet ve rahmet ederim. Şu halde bir yemek yap ve miskinleri, Şetimleri dâvet et, diyor. Enes bin Mâlik’in Nebî -sallallahu aleyhi ve sel- lem’- den rivayetine göre; Yâkub bundan böyle her gün yemek yaptırır ve münâdî çıkarır akşamleyin: “Kim oruçlu ise Yâkub'un yemeğine buyursun!" sabahleyin:

