Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
100 / Yûnus Sûresi ve Hûd Sûreîer! Tefsiri Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Mekke’de iken küffar arasından geçmekte oldukları bir vakitte onlar cem olup, RasûlullahTn arkasından: - Kendisinin nebî olduğunu zanneden şu adam haa!” diye istihzâ etmeye başladılar. Rasûlullah’ın beraberinde Cibrîl de vardı. İstihzâ edenlerin vücutlarına parmağıyla dokunmakla cümlesinin vücutlarında birer yara açılıp büyüdü, bulaşıcı hastalık halini almış olmakla yanlarına hiç kimse yaklaşamayıp o halleriyle fevt oldular. Ehl-i inkârın yaptıkları gibi, ehl-i hakkın sevmedikleri bir şeyle onlara taarruz edenlerin hallerini buna kıyas et. Sâdât-ı sûfiyyeye ta’n edenlerin hallerini de bunlara kıyas et. Onların, bu kendi hallerinin gadab-ı İlâhîyi celb edeceğini bilmediklerini de düşün ki, bunların niceleri düştüklerini de bilmezler, şefaat de bulamazlar. Hiç bir amel yoktur ki, cezâsı yahud karşılığı sâhibine anında ulaşmasın. Ancak onu dünyâda çoğu ayne’l-yakîn göremez, âhiretde görür. ^^JjJ> SjJl ¿Jj^ıts ¿ilkp ¿Lp LjiâS^ “Artık senden perdeni kaldırdığımız için görüşün çok keskindir”33 âyetinde beyân olduğunu veçhile ahi- rette gözünden perde kalkar ve her şeyi bütün keskinli ğiyle görür hale gelir. Allah’dan uzak kalmak azabının, ehl-i gaflet ve ehl-i hicâba mahsus olduğunu görmez misin? Lâkin onlar bu- 33. Kât sûresi: 22

