Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
88 / Yûnus Sûresi ve Hûd Sûreleri Tefsiri muştur. Zirâ Ahnes gayet tatlı sözlü, sözünün intizamına riayet eder, Rasûlullah’ın seveceği sözleri söyler, fakat RasûlullahT sevmez ve sevmediğini bildirmez, sever gibi görünürdü. Allah Teâlâ bu âyette onun ve emsâlinin hal lerini tasvir ile zemmetmiş ve RasûlullahT sevmediklerini gizlediklerinde bir fayda bulunmadığını beyan buyurmak la onları insafa davet etmiştir. Bir rivâyette de bu âyet müşrikler hakkında nâzı! ol muştur. Zirâ onların âdetleri, hanelerine gelip yataklarına yatacaklarında “biz perdeleri, indirip, kapıları kapayıp, yorganı üzerimize örtüp Rasûlullah’a adavetimizi gizleyip sözümüzü söyleyince Allah Teâlâ ile peygamberlik dava sında bulunan Muhammed -aleyhisselam- bizim halimizi bilmezler, biz işimizde devam ederiz” derledi. Allah Teâlâ bu âyette onların hallerini tasvir etmekle cümle esrârlarını bildiğini ve saklamalarında bir fayda bulunmadığını bildir miştir ki, itikadlarının batıi olduğunu bilsinler. Bilirsin ki, kalbin ihlası işlerin en mühimmidir. Çünkü o, beden ikliminde sözü geçen yegâne sultan gibidir. Diğer aza da onun raiyyesi ve hadimleridirler. Nifak, mezmûm sıfatlardan bir sıfattır. Bu hal, zâhirin batına, sözün fiile uymaması halidir ki, içi başka, dışı başka olmaktır. İnsanlardan bir kısmı Abdullah bin Ömer -radtyal- lahu anhüma-’ya gelip: - Biz, sultanlarımızın, emirlerimizin huzurlarına var dığımız vakit bir türlü konuşuyoruz, dışarıya çıktığımız

