Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
48 / Yûnus Sûresi ve Hûd Sûreleri Tefsiri Her şey levh-ı mahfuzda yazılı olduktan sonra nasıl olur da herhangi bir şey Cenâb-ı Hakk’ın ilminden gizli kalabilir? Âyet-i kerimede murakabe tarikine işâret, her an kendine dikkat etmeye ve evkatını muhafazaya teşvik vardır. Allah’ın her an her haline muttali olduğunu yakinen bilen ve evkafına riâyet eden bir kimse kendi içindeki tef rikadan kurtulur ve doğru yolu tutar, hiç bir zaman kötülük yapamaz. Bazı büyüklerden rivayet olunmuştur ki: “Murakabe ile değerlendiremediğin zamanın fevt olmasına mahzun olmamak ve bu esnada işlediğin hata lara nâdim olmamak kalbin ölümünün alametlerindendir. Kalbin diri olmasının alâmeti, zararını faydasını hisset mesidir. Bunun aksi ölülerin halidir. Gaflet ve nisyandan dolayı her masiyet işledikçe nedamet edilip Cenâb-ı Hak zikrolunursa o kişi dünyada ve ahirette sâlim olur.” Hikâye olunur ki bir veli, Allah dostlarından bir dostu görmek ister. Ona derler ki: Filân kasabaya git, orada bir Allah dostu vardır. O kimse oraya gider, zikrullah iie meşgul birini, yanında bir arslanla beraber bulur. O kimse zikrullahdan bir an gaflet ettiği vakit arslan onun azasın dan bir miktar et parçası koparmaktadır. Yanına yaklaşır ve sorar: - Bu hal nedir? O kimse cevab verir: - Dünyada murâdım Allah’ı zikirden gâfil olmamak tır. Gaflete düştüğüm vakit bana dünya köpeklerinden

