Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
46 / Yûnus Sûresi ve Hûd Sûreleri Tefsiri 59-60 - “Ya Ekreme’r-rusül! Senin nübüvvetini inkar eden kafirlere de ki: Allah’ın size inzal ettiği rızık hakkında re’yiniz nedir ki bazısını haram ve bazısını helal kılmakla tasarruf edersiniz? Bu tasar rufa Allah Teâlâ mı izin verdi, yoksa siz kendiniz mi haram ve helal demekle Allah Teâlâ’ya iftira ediyor sunuz?” “Allah Teâlâ’ya yalan iftira eden, eşyanın bazısı na haram ve bazısına helal diyenlerin kıyamet günü hakkındaki zanları nedir ki? Kıyamet gününde ceza görmeyiz ve muhasebe olunmayız mı zannederler? Böyle zannederlerse zanları fasid ve batıldır. Ve Al lah Teâlâ helâl ve haramı beyana yegâne hak sahibi olarak kullarına fazi u ihsanında devam eder. Lâkin nâsın ekserisi bu misillû İlâhî nimetleri bilip şükret mezler.” Bu âyet-i celîle ahkam-ı ilâhîyye hakkında kendi re’yince konuşmakdan zecreden ve ihtiyatı emreden âyetler cümiesindendir. Herhangi bir hükümde ihtiyat etmeyen müfteri durumuna düşer. Hz. Ali -kerremalla- hu vecheh-: "Kim ki insanlara ilmi olmadığı bir mesele hakkında fetva verirse arz u sema ona lanet ederler” buyurmuştur. Âyette yine işaret vardır ki, kişinin fasid bir İtikada düşüp “rızk-ı manevi vâridat-ı ilâhîyye ve şevâhid-i rab- baniyyeden olup nefs-i emmâre erbâbına haram, erbâb-ı kulübe ise helâldir" gibi sözler etmemesi yaraşır. Çünkü o saadetleri ve bu ikramları tahsil etmek, kazanmak bizim kendi elimizde değildir. İşin hakikatini büyükler, enbiyâ ve havvas-ı evliyâ bilirler. İşin hakikatini bilmeden konuşmak

