Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Haşr ve Kıyamet / 39 De ki, “Ya O’nun, yani Allah’ın azabı geceleyin yahud gündüzün size gelip çatarsa ne yapacaksınız söyleyin! Mücrimlerin acelelerinin sabırsızlıklarının sebebi nedir?” Bu azâb vaki olduktan sonra mı Allah’a îmân ede ceksiniz? O vakitsize: “Şimdi mi iman ediyorsunuz?” denecek. Halbuki siz onun mutlaka gelmesini isteyip duruyordunuz. Sonra zulmedenlere “Ebedi azabı tadın!” denile cek. Vaktiyle ne kazanıyor idiyseniz ondan başkasıy la mı cezalandırılacaksınız ki? O azâb bir gerçek mi diye senden haber isterler. De ki: «Evet Rabbime andederim ki o muhakkak bir hakikattir. Siz Allah’ı bundan âciz bırakacak değil siniz!» Fahr-i Râzîve Hâzîn’in beyânları veçhile, âsîlerden intikamını almak için Cenâb-ı Hak onları elbette haşre- deceğini ve haşrettiğinde o günün dehşetinden onlar dünyada ne kadar çok yaşasalar bile, gündüzden azıcık bir saat yaşamışlar gibi olup hatta birbirlerinden ayrıl mamışlar, ancak azıcık bir müddet evvel ayrılmış gibi birbirlerini tanıyacaklarını, amellerini hevâve hevese sar- fettiğinden dünyada verilen mühletten intifa edemedikleri cihetle müddet-i hayatlarını azıcık bir zaman farz ederek unutacaklarını cenâb-ı Hak bu âyetiyle beyan buyurmuş ve mahşerde görecekleri meşakkatle beraber çok dura caklarına nazaran hakikatte dünyanın ömrü az olduğunu beyan etmiştir. Hatta müddet-i iftirakları azıcık bir zaman gibi olup birbirlerini tanımalarına bile mani olmaz. Sonra

