Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
16 / Yûnus Sûresi ve Hûd Sûreleri Tefsiri îmânları sebebiyle altlarından ırmaklar akan o nimet lerle dolu cennetlere erdirir. Bunların oradaki duâları: “Ey Allahımız! Seni teşbih ve tenzih ederiz” sözüdür. Kendi aralarındaki tahiyyetleri ve iltifatları da selâmdır. Duâlarının sonu da: “Hamd olsun âlemlerin Rab- bi Allah’a!” duasıdır.” Rivâyet olunduğuna nazaran, ehl-i cennet birşey arzu ettikleri vakit “Sübhanekallahümme” derler, arzu ettikleri yiyecek ve içecek derhal gelir, yiyip içtikleri vakit de “Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemin”derler. Cennette hiç bir mükellefiyyet ve külfet yoktur. Ehl-i cennet ancak Cenâb-ı Hakk’ı teşbih ederler, hamd ile meşgul olurlar. Bu da onlar için külfet değildir. Bunu zevk le yaparlar ve lezzet alırlar. Babamız Âdem -aleyhisselâm-’ın ilk aksırdığı vakit söylediği söz “Elhamdülillah” olmuştur. En son duâsı da yine “Elhamdülillah” dır. Kul eğer dikkat nazarıyla bakarsa Allah’ın nimetleri deryasına müstağrakdır. Bu sebeple her an ona aralıksız olarak hamd etmekliği lazımdır. Arifin hamdi, diğer insanların hamdlerinden muhak kak ki farklıdır. O, bütün âzâ ve cevârihiyle hamd eder. Asıl mesele de, diliyle söylediği bir şeye kalbiyle ve bü tün azasının da iştirak etmesidir.- Mücerred davanın bir faydası yoktur.3 3. Ruhu'l Beyân: 2/13

