Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
84 / Hazret-i Osman sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem-'i nebî ve bize rasûl gönderdi. Biz Beyt-i Nübüvvetiz, ma’den-i hikmetiz, ehi- i arza emânız, ehl-i hâcete necâtız. Bizim bir hakkımız vardır, veriliyorsa alırız, menolunursa “Allah’ın arzı genişdir.”48 deyip develerin sırtlarına bineriz. Eğer Resûl-i Ekrem bize bir ahdeylemiş olsaydı, onun ahdini infâz ederdik, bir söz söylemiş olsaydı onun üzerine ölünceye dek mücâdele ederdik. Dâvet-i Hakk'a ve sı- la-i rahme benden evvel müsâraat edecek kimse yok tur. Sözümü dinleyiniz, belleyiniz, sonra bu korkulur kı- lınç meydana çıkıp ahidlere hıyânet olunduğunu görür sünüz. Siz bir cemâat olursunuz, bazıları da eimme-i ehl-i dalâlet ve fırka-i ehl-i cehâlet olur" dedi. Bir müd det sonra vukûat, Hazret-i Ali’nin keşfini tasdîk eyledi. Hâşîmîler, Hazret-i Aii’yi ve Emevîler, Hazret-i Os man'ı intihâb etmek isterdi. Diğer Kureyşlîler de “Eğer hilâfet Hâşîmîlere geçerse bir daha diğer kabilelere geçmez." Böylece Hâşîmî beyninde tedâvülünü mülâ haza ederlerdi. Hazret-i Ali, âlim, fâzıl ve ârif-i billâh bir zât-ı hakâ- yık-sıfât olup Hâşimîler bazı ashâb-ı güzînin arzularını reddederlerdi. Hazret-i Osman da sâbikûn-ı evvelinden mülâyim, halim, selim, mahcûb ve mahbûbu’l-kulûb bir melek-sıfât zat olup Emevîlerin arzûlarına sedd ola mazdı. Asıl maksad ise, ihtilâf ve tefrika olmadan âmme nin kabûlüne mazhar olacak bir halife bulmakdı ve As- hâb-ı Şûrâ’nın fikri bu merkezdeydi. 48. Nisâ Sûresi / 97

