Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
58 / Hazref-i Osman radıyallahu anh-’ın zaman-ı hilafetinde Şam’ın fethi sı rasında şehîden vefât ettiğini rivâyet etmiştir. Yine Zührî’nin beyânına göre Hudeybiye’de Ebû Cendei'in babasına teslim edilmesine itiraz edenler, tesliminin tevlîd ettiği aksü’l-amel ile bu İslâm dilâveri- nin mücâhedeleri tesiriyle Kureyş’in Resûl-i Ekrem -sal- lallahu aleyhi ve sellem-’den muâhedenâmesinin lâğvı- nı ricâ ettiklerini görünce Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’e ittibâ etmenin, kendi arzularına itti- bâ etmekten hayırlı olduğunu sonradan anlamışlardır. İbn-i Hacer, Ebû Basîr kıssasından İlmî birtakım ahkâm istifâde edilir, diyerek “mütecâviz bir müşriki hi le ile öldürmenin caiz olduğunu” bildiriyor. Ebû Basîr’in müşriki katli gadr olmadığını iddiâ ederek şöyle isbât ediyor: Ebû Basîr, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sel- lem- ile Kureyş arasındaki muâhedede dâhil değil idi. Sonra Mekke’ye götürülüp müşriklere teslim edilince kendisini öldürecekleri muhakkaktı. Bir de bunlardan başka Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: - Yâ Rasûlallah! Siz ahdinizde vefâ ettiniz ve beni Kureyş’e iâde buyurdunuz. Fakat Allah beni Kureyş’in zulmünden kurtardı, dediğinde Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Basîr’in bu mütâlâasını redd et memişti. Müstefâd olan bir hüküm de, Ebû Basîr’in müş riki katlinden dolayı diyet lâzım olmadığını beyândır. İbn-i İshak’ın rivâyetine göre, Amirî'nin katli habe ri Mekke’de duyulunca maktul Süheyİ bin Amr'ın kabi lesinden olduğu için onun diyetini taleb etmek istemiş, fakat Ebû Süfyân:

