Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
38 / Hazret-i Osman deki Tihâme kabileleri arasında Huzâîler öteden beri Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sırdaşı idi. Müslim olsun, müşrik olsun bütün Huzâalılar Mekke’de olup biten herşeyi Resûl-i Ekrem’den saklamazlar, giz lice bildirirlerdi." Büdeyl gelince Resûl-i Ekrem'e: - "Haberiniz olsun! Kureyş Kâ’b ibn-i Lüey ile Âmir bin Lüey kabileleri Hudeybiye sularının en zengin men- balarına kondular. Sütlü ve yavrulu develeri, kadınları ve çocukları da yanlarında bulunuyor. Maişetleri yolun dadır, şimdi ben onları bu halde bırakdım geliyorum. Bunlar muhakkak size karşı harbedecekler. Ve sizi Beyt-i Şerife girmekten menedecekler.” dedi. Rasûlul lah -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurdu: - "Fakat biz hiç kimse ile harbetmek için gelmedik. Biz yalnız umre etmek niyetiyle geldik. Bununla berâber Bedir, Hendek Harbi, Kureyş’in maddî ye manevî bütün kuvvetlerini za’fa ve onları hayli zarara uğratmıştır. Eğer Kureyş arzu ederse ben onlarla aramızda bir mü târeke müddeti tayin edeyim. Şu şartla ki bu müddet zarfında ben onlarla harbetmiyeyim. Onlar da benimle diğer müşriklerin aramızı serbest bıraksınlar, karışma sınlar. Eğer ben arabiara galib olursam Kureyş müşrikleri de nâsın girdiği bu tarîk-ı tâata girmek isterlerse kendi arzularıyla girebilirler. Şayed ben müşriklerin sandığı gibi araçlara galib gelemezsem bu ihtimâle göre de müşrikler benimle harbetmek külfetinden kurtulup raha ta ererler.

