Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
22 / Hazret-i Osman - “Osman’ın Bey’atü’r-Rıdvan'da, yani Hudeybiye Vak’ası’nda binbeşyüz kadar ashâb-ı kirâm bey’at ederlerken orada bulunmadığını biliyor musun?” dedi. Ben de cevâben: - Evet, hakikaten Osman, Bey’atü’r-Rıdvan’da bu lunamamıştı, dedim. . Sonra o kimse, İbn Ömer’in bu cevabları kendi İti kadına tamâmiyle mutabık olarak Hazret-i Osman -ra- dıyallahu anh-’ın kadri gûyâ tenkis edildiğinden mesrur olmakla “Allahu Ekber" deyince ibn Ömer -radıyallahu anh- o kimseye hitaben: - Şimdi sen yanıma gel de hakîkat-ı hâli sana be yân edeyim: Hazret-i Osman’ın Bedir Gazâsı'nda bulunamayışı- nın sebebi; Osman’ın taht-ı nikâhında bulunan, Rasû- lullah -sallaliahu aleyhi ve sellem-’in kerîme-i muhtere meler! Rukayye -radıyallahu anha- maraz-ı mevt ile marîz idi. Müşârun-ileyhâ’nın hem hastalığına bakmak ve hem de vefat eylediğinde onun teçhiz ve tekfini ile meşgul olmak için Hazret-i Osman’ın hânesinde kalma sı emr u irâde buyruldu. Hattâ Hazret-i Osman biraz te- reddüd gösterdi. Sonra Rasûlullah -sallaliahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazret-İ Osman’a hitaben: - “Muhakkak sana Bedir Gazâsı’nda hazır bulunan kimseye âhırette verilecek ecir ve sevap vardır. Ayrıca orada bulunan bir kimsenin ganimet malından alacağı hisse kadar sana verilecektir’’ diye tebşir buyurdu. Onun üzerine Hazret-i Osman hânesinde kaldı.

