Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Lügatçe A’lâ: (Daha, en, pek) yüksek. A’mâ: Kör. A’yân: Bir memleketin ileri gelenleri. Âbid: İbadet (kulluk) eden. Âdât: Adetler, alışkanlıklar. Adavet: Düşmanlık. Adi ü i’tidâl: Adalette ölçülülük, aşırı olmama hali. Âfâk: Ufuklar, göğün yerle birleşir gibi göründüğü yer. Ağniyâ: Zenginler. Ahbâb: Dost, tamdık. Ahd ü emân: Eman üzere söz verme, eminlik ve kork ma hususunda söz verme, eman zamanı. Ahd u mîsâk: Sözleşme, andlaşma. Ahd: Söz verme, yemin. Ahd-i karîb: Yakın zaman, evvelki zaman. Âher: Başka, diğer. Ahfâd: Oğul oğulları, torunlar. Ahkâm: Emirler, hakimler. Ahvâl: Haller, durumlar. Ahvâl-i tabîiyye: Doğal, nor mal haller. Ahver: Beyaz yüzlü, güzel, akıllı. Akd: Sözleşme, kararlaştırma. Aksa-yi garb: Uzak batı. Aksii’l-amel: Tepki, reaksiyon. Aled-devâm: Dâimî surette, sürekli olarak. Alenî: Açık, gizli olmayan. Âlî: Yüce, ulu. Anî: Bir an içinde, hemen. Arasât: Mahşer yeri, haşir ve neşir meydanı manalarına gelir. Arbede: Kavga, patırtı. Ârâ: Oylar, görüşler. - Ârâ: Süsliyen, beziyen Ârî: Çıplak, hür, belâ. Ârif-i billâh: Velilik mertebe sine ulaşmış olan, velî.

