Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
1 8 / Hazret-i Osman re karşı muzaffer oldukları haberinin Medine'ye geldiği gün vefat etmişti. Hazret-i Osman mâzereti ve Resûl-i Ekrem’in emir ve müsaadesi ile Medine’de kaldığı için Ehl-i Bedir’den ma'dud bulunmakla Rasûlullah -sallalla- hu aleyhi ve sellem- Hazret-i Osman'ın ganimetten, sehmini ayırıp vermiştir. Uhud Gazâsı'nın birinci safhasında müslümanlar galip iken ikinci safhasında bozulmuşlar, bu bozgunluk esnâsında Resûl-i Ekrem’in katlolunduğu şâyiası da çı karılmakla bozgunluk son derece artmıştı. Resûl-i Ek rem'in şehâdeti şâyi’ olunca müslümanların bir çoğu beyninden vurulmuşa dönerek oldukları yerde düşüp kalmışlardı. Hazret-i Osman da bunlar arasında idi. O günkü hâlini düşündükçe dâima mahzûn olurdu. Ce- nâb-ı Hakk’ın o gün kusur işleyenleri afvettiğine dâir nâ- zil olan âyet-i kerîmeden sonra müslümanlar ancak te selli bulmuşlardı. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- hicretin dördüncü yılında Zâtü’r-Flikâ’ Gazvesine çıktığı zaman Hazret-i Osman'ı Medine'de kaim-makam olarak bırak mış, Hazret-i Osman bunu tâkip eden gazâlara iştirak etmiş, daha sonra Hudeybiye Musâlehası esnâsında ehl-i İslâm tarafından Kureyş’e sefir olarak gönderilmiş, o zaman Şems tarafından şehîd olduğu şâyi’ olunca Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ashabından “Bey’atü’r-Rıdvân“ ünvanıyle meşhûr olan bey’atî .al mıştı. Hazret-i Osman -radıyallahu anh- bunu tâkib eden Hayber Gazâsına, Mekke’nin Fethi’ne, Hevâzin Har- bi’ne iştirak etmiş, Tebük gazâsında İslâm ordusunun

