Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
114/ Hazret-i Osman Medine’ye üç konak mesafedeki mahalde tevakkuf eylediler ve her fırkadan bir takım seçilip ilerlediler. Kû- felilerden Ziyad bin Nefer ile Abdullah bin el-Esamm: “İşittik ki, Medine’de bize karşı asker toplanmış. Sahih ise bir iş göremeyiz. Sabr edin. Evvelâ biz gidelim, key-, fiyeti tahkîk edelim” diyerek Medine'ye geldiler. İkisi bir- likde Ali, Talha ve Zübeyr -radıyallahu anhüm- ve Üm- mehât-ı müminîn İle görüşdüler: "Biz hac etmek ve ba zı memurları memuriyetinden afv ettirmek için geldik" diyerek Medine’ye girmek üzere ruhsat istediler. Lâkin Hazret-i Ali, Talha ve Zübeyr ruhsat vermediler. İkisi de dönüp refiklerinin yanına gittiler ve aralarında müşave re ettiler. Hazret-i Ali ise DârüTHilâfeyi muhafaza için bir mikdar asker cem ederek Ahcâruzzeyt nâm mahalde ordu kurmuş ve kılıcını kuşanıp oraya varmış ve oğlu Haşan -radıyallahu anh-’ı da Hazret-i Osman’a yardım için yanına göndermişti. Mısırlıların mebusları işte bu ordu da Hazret-i Ali ile mülâkat eyleyerek kendisine bey’at eylemek üzere hilâ feti teklif ettiklerinde Hazret-i Ali yüzlerine haykırıp on ları redd ile tardeyledi. Ayrıca ZÎTMerve, Zihuşüb ve Ahvas askerlerinin mel’un olduğuna dair bir hadis-i şe rif olduğunu söyledi. Basra mebusları Hazret-i Talha’ya ve Küfe mebus ları Hazret-İ Zübeyr’e müracaat eylediklerinde ikisi de Hazret-i Ali gibi redd cevabı vererek onları tardeyledi- ler. Bunlar üçünden dahi redd cevabı alınca cümlesi

