Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yermûk Harbi / 65 Hirakl, Sûriye rüesâsının mûteberlerinden bir kaçı nı davet ederek arabların aded, kuvvet ve teçhizat îtibâ- riyle mâ-dûn oldukları halde onların istîlâlarına muka vemet edemediklerini söylemiş, bunlar bir cevâb vere- miyerek başlarını eğmişler. Tecrübe - dîdelerinden biri şu sözleri söylemişti: - “ Müslümanların maneviyâtı bizim maneviyâtımız dan fâiktir. Onlar gecelerini ibâdet, gündüzlerini oruçla geçiriyorlar. Kimseye zulmetmiyorlar. Birbirlerine kar deş muamelesi yapıyorlar. Biz ise vaktimizi fisk u fücûr ile imrâr ediyoruz. Sözümüzü tutmuyoruz, birbirimize zulm ediyoruz. Binâenaleyh, müslümanların hareketi bir şevkü heyecân ile yapıldığı, müslümanların her adımları cesâret ve ikdâm ile atıldığı halde biz fütur ve inkisâr içinde bulunuyoruz.” dedi. imparator bütün Sûriye’yi tahliyeye karâr vermiş bulunuyordu. Yalnız, Suriye’nin her tarafından kendisi ne ilticâ eden hıristiyanların âh-u enîni onun nâmus ve haysiyetine dokunduğundan toplayabileceği bütün kuv vetlerle bir kere daha düşmânla karşılaşmaya karâr vermiş, bütün ordularının Antakya havâlisinde toplan masını emretmişti. Hz. Ebû Ubeyde -radıyallahu anh- zâbitlerini dâvet ederek kendilerine şu yolda hitâb etmişti: - “ Cenâb-ı Hak sizi defeât ile imtihân etti. Bütün im- tihânlarından muvaffak çıktınız. Bu muvaffakiyetin se meresi olarak Cenâb-ı Hak şimdiye kadar nusret İhsan etti. Şimdi ise düşman, yer yüzünü titretecek kuvvetler ihzâr ediyor. Ne yapmamı tavsiye ediyorsunuz?”

