Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Celûlâ Ma'rekesi / 61 Bu zafer tafsilâtını vermek üzere Hz. Ziyâd -radı- yallahu anh- vak’ayı canlandıran ifâde ile ma’lûmâtı bü yük bir cemâat-i müslimînin huzûrunda tafsil etmişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh- de: - “Askerlerimiz yaptıkları işlerle dillerimize talâkat bahş ediyorlar...” demişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh-, altun, gümüş, elmâs, mücevherât, bütün ganâim yığınları karşısında gözleri nin yaşını zabt edememiş; sebebi sorulduğunda ; - "Nereye servet, para girerse adavet ve münâferet onu tâkib eder.” demişti. Fihıl Vak’ası Müslümanların Şâm’ı zabta muvaffak olmaları, Bi zanslIları hiddetlendirdiğinden, her taraftan büyük bir ordu toplamışlardı. Şâm’a dört merhale mesâfede Fihıl eski bir şehirdir. Müslümanlar Fihıl’de karargâh kur muşlardı. Müslümaniarın azm ü sebâtını görünce Bi zanslIlar sulha meyi ile murahhas istediler. Hz. Muâz bin Cebel -radıyallahu anh-, zühd ü takvâsı ile ma’rûf ashâb’dandı. Hıristiyânlar da bunun şöhretini duymuş lar, hürmet göstererek, kıymetli halı üzerine oturtmak istemişler; Hz. Muâz -radıyallahu anh- da: - “Fukarânın hakkını ve kanını gasbetmekle doku nan bir halının üstünde oturmam. Sizin hürmet ettiğiniz şeye ben ehemmiyet vermem. Yere oturmak yalnız kö lelerin yapacağı bir şey ise, biliniz ki, Allah’ın benden daha âciz bir kölesi yoktur.” demiştir.

