Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
34 / Hazret-i Ömer müslümanları azîm bozgunluğa dûçâr etmişti. Müslü manların ancak birkaç bini mevkilerinde sebât ile diğer leri firâr etmişlerdi. Resûl-İ Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-'le sebât eden Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Abbâs -radıyallahu anhüm ecmaîn- gibi zevât da kal mıştı. Bilâhare nusret-i İlâhiyye ile müslümanlar ihrâz-ı muvaffakiyyet ederek 6000 esîr almışlardı. Tebük istihzârâtında Hz. Ömer -radıyallahu anh- servetinin yarısını teberru' etmişti. Aynı sene Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, dünyâ hayatının ehemmiyetsizliğini göster mek, âilesine bir ders-i tezhîb vermek ve bu yolda rıza larını yoklamak üzere ezvâc-ı tâhirâtın hepsinden ayrı larak yalnız başına yaşamağa başlamıştı. Cemâat-i müslimîn, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in bütün zevcâtını boşadığına zâ- hib olarak mahzûn ve müteessir olmuşlardı. Fakat hiç kimse bu husûsa dâir kendisiyle görüşmeğe cesâret edememişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh- defâatle mü sâade taleb ederek Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizi ziyâret etmek istemişse de kendisi ne müsâade verilmemişti. Nihâyet Hz. Ömer -radıyalla- hu anh-, Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hizmetkârına: - “Şayet kızım Hafsa hakkında şefâatte bulunaca ğım zannedilirse, yemin ederim ki, böyle bir harekette bulunmayacağım. Belki Resûl-i Ekrem -sallallahu aley hi ve sellem- emredecek olursa Hafsa'yı kendi elimle

