Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
32 / Hazret-i Ömer Hz. Ebû Bekir -radıyallahu anh-’le Hz. Ömer -radı- yallahu anh-, düşmâna karşı uğraştıkları halde muvaf fak olamamışlardı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sel- lem- Efendimiz sancağı Hz. Ali -radıyallahu anh-’e ver mişti. Düşmanın en meşhûr kumandanı olan Mirhâb, Hz. Ali -radıyallahu anh- tarafından katledilmiş ve mu- hârebe kazanılmıştı. Hayber arâzisi kâmilen mücâhi- dîn’e taksim edilmişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh- bu taksîmâttan kendisine isâbet eden arâzîyi kâmilen vak fetmiştir. Ve târih-i İslâm’da görülen ilk vakıf budur. Mekke Fethi’nde Hz. Ömer Hicretin sekizinci yılının Ramazân ayında 10.000 mücâhidle Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Mekke’ye doğru hareketle Merrü’z-Zah- rân'da karargâhını kurdu. Sonra Hazreti Abbâs -radı- yallahu anh-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in esterine binerek Mekke’ye doğru yürü müştü. Yolda Ebû Süfyâna rast geldi. Nasihat ederek Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-'den emân taleb etmesini, aksi takdirde fenâ bir âkıbete uğrayaca ğını İzâh etmişti. Ebû Süfyân da bu nasihati kabul ede rek Nezd-i Risâlet-Penâhî -sallallahu aleyhi ve sellem- ’e gelmişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh-, Hz. Abbas -radıyalla- hu anh- ile Ebû Süfyân’ın birlikte geldiklerini görerek, Hz. Abbas -radıyallahu anh-’ın Ebû Süfyân'ı himâye edeceğini zann ile müteessir olmuş, müdhiş bir İslâm düşmanının nihâyet ele düştüğünü, Resûl-i Ekrem -sal-

